1930'ların Zonguldak'ında, Cumhuriyet balosunun ışıltılı atmosferi içinde, maden mühendisi Halit ve olağanüstü güzellikteki eşi Mükerrem, kasabanın seçkinleri arasında yer alır. Halit'in kız kardeşi Seniha ise köşede, gölgeler arasında oturmaktadır.
Nüshet'in Mükerrem'i dansa kaldırdığı an, Seniha'nın içinde fırtınalar kopar. Yengesinin bu çekici adama direnemeyeceğini sezer ve kaderin kendisine beklenmedik bir rol biçtiğini hisseder.
Seniha, çirkinliğin yazgısına boyun eğmek yerine, güzelliğin kaderini çizen konuma yükselmeye karar verir. Gözlemlediği dans, onun için bir dönüm noktası olur.
Bu andan itibaren, içindeki kıskançlık ve öfke, olayların seyrini değiştirecek bir güce dönüşür.
Zonguldak'ın kasvetli kömür madenleri ve toplumsal hiyerarşisi içinde gelişen bu hikaye, bir ailenin içine sızan yıkıcı duyguları mercek altına alır.
Seniha'nın içsel hesaplaşması ile dış dünyadaki gerilimler, kaçınılmaz bir trajedinin zeminini hazırlar.