Genç bir kadın olan Justine, babasının ani kaybının ardından hayatın anlamını sorgulamaya başlar. Günlük rutinler ve insan ilişkileri arasında sıkışıp kalmış hissederken, etrafındaki dünyaya yabancılaşır.
Zaman algısı bozulur ve gerçeklikle bağı giderek zayıflar.
Justine’in içsel karmaşası, çevresindeki insanlarla olan etkileşimlerine de yansır.
Ailesi ve arkadaşlarıyla geçirdiği anlar, onun yalnızlığını ve aidiyet eksikliğini daha belirgin hale getirir. Görünüşte sıradan olan bu ilişkiler, derin bir varoluşsal sorgulamaya dönüşür.
Zaman ilerledikçe, Justine’in dünyaya bakışındaki değişim, onu yeni bir içsel denge arayışına sürükler. Kayıp ve yalnızlık duygularıyla yüzleşirken, hayatın küçük detaylarında anlam bulmaya çalışır.
Bu süreç, onun kendi gerçekliğini yeniden inşa etme çabasına dönüşür.